27/4/2008 - Gardolabında Ütüsüz Kalmış Satırlar

Gardolabında Ütüsüz Kalmış
Satırlar
" Geceye kurban
edilmiş bir karanlığa gözlerin miktarı bir umut yaktım.
Sonra büyüdüm biraz.
Sorma ne kadar büyüdün diye..
Sen kadar büyüdüm dün gece..
Ve bir türlü bitiremediğim önsözümü tamamlayıp,
Lafzımdaki tüm alfabeyle söylüyorum;
Seni bir Elif miktarı seviyorum..."
Seni tanıdığım
zamanlardı acıya tuz basışlarım.
Yarım yamalak sözlerim,
yamalı susmalarım vardı dudağı kuyulara dayanmış..
Tam vazgeçmişken
umuttan,
Tam da sözlerimi sırtıma
vurmuşken düştün düşüme..
Yarımdım, seninle
tamamladım açıkta kalan yanlarımı..
Seni tanıdığımda
gardolabında ütüsüz satırların vardı.
Ertelenmiş,
geçiştirilmiş rüyaların vardı..
Bir yanı üşümekteydi
ellerinin,
Diğer yanı ise idam
sehpasındaki urganı düğümlemekteydi..
Seni tanıdığım zamandı,
gölgelerin karanlığa başkaldırışı.
Biz ki acıya bağdaş kurmuş iki zamandık,
susuşlara meyilli.
Birbirine hiçbir zaman
kavuşmayacak trenlerin tek suçlusuyduk.
Sevdaya itham edilmiş
romanların katili,
Yüreğinden sızan kanları
susuz toprağa ifşa edilen iki hükümlüydük..
Biz ki hüzne örülüydük..
Sonra sırtlarımızı
dayadık birbirimize.
Bizim ekmeğimiz;
Hayata hüzün miktarı
ölüm, ölüme bir dua miktarı hayat katmaktı.
Başardık sevgili..
Başardık..
Kendi ayaklarının
üzerinde durabilen sevdayız biz..
Başımı eğdim sana..
Sağ elimi sol göğsüme götürdüm...
Seni sevdiğim için..
Senin tarafından sevildiğim için..
Koca bir "eyvallah"....
İsmail Sarıgene
|